Anksiyete Bozukluğunuz Olduğunu Gösteren 7 İşaret

Anksiyete Bozukluğunuz Olduğunu Gösteren 7 İşaret

RUH SAĞLIĞI

Herkes zaman zaman kendini kaygılı hissedebilir. Ama eğer sürekli kaygılıysanız, kaygınız mantıksız düşüncelere dayanıyorsa ve kaygı nedeniyle tükenmiş hale geliyorsanız bunlar anksiyete bozukluğunuz olduğu anlamına gelebilir. Normal düzeydeki kaygı ile anksiyete bozukluğunu ayırt edebilmek için aşağıdaki belirtilere bakın.

 

Anksiyete Bozukluğunu Gösteren 7 İşaret

Aşırı Endişe

Gündelik şeyler hakkında endişelenmek, anksiyete bozukluğunun temel bir özelliğidir. Kişi gündelik şeylere kaygı duyabildiği için haftalarca hatta aylarca sürekli endişeli döngüsünde yaşayabilir. Şimdiki zamanda tehlike arz etmeyen varsayımsal sorunlara odaklanır, görevlerini aktif olarak yerine getirmekte ve  dış dünyayla etkileşime girmekte zorlanır.

 

Mantıksız Korkular

Kaygı genelde spesifik bir olaya ya da duruma bağlıdır. Bazen bir sınava, bazen topluluk içinde yapılacak bir konuşmaya, bazen de metro gibi kapalı bir alanda bulunmaya… Bu durumlar normalde hayati bir tehdit oluşturmamasına rağmen, anksiyete bozukluğuna sahip kişiler bu durumları ciddi tehdit olarak algılar. Kafalarında en kötü senaryoyu kurarlar ve bu kaygıyı önlemek için çok zaman harcarlar.

 

Geri Dönüşler (Flashbacks)

Geçmişteki talihsiz bir olay hakkında takıntılı bir biçimde düşünmek, anksiyete bozukluklarının biri olan travma sonrası stres bozukluğu (TSSB) ile bağlantılıdır. Geri dönüşler yaşadığımızda beynimiz neler olduğunu anlamaya ve olanları anlamlandırmaya çalışır. Benzer şekilde sosyal anksiyeteye sahip bazı kişiler, örneğin topluluk içinde aşağılandığını düşünmek gibi, tam olarak travmatik olmayan deneyimlere geri dönüşler yaşayabilirler ve bu deneyimi hatırlatan şeylerden özellikle kaçınmaya çalışabilirler.

 

Takıntılı Davranışlar

Anksiyete bozukluğuna sahip insanlar, sağlıklı bir kişiye gereksiz gelebilecek aşırı kontrol davranışları gösterebilirler. Bu davranışlar kaygı uyandıran duruma karşı bir güvenlik hissi elde etmek için yapılır. Takıntılı davranışlar obsesif kompulsif bozukluğun (OKB) karakteristik bir özelliğidir. Bu bozuklukta kaygı ve istenmeyen düşüncelere, zihinsel (aynı şeyi sürekli düşünme) veya fiziksel (eşyaları tekrar tekrar düzenlenme) zorlayıcı davranışlar eşlik eder. Takıntılı davranışların özünde kaygı yatar.

 

Kas Gerginliği

Sürekli yaşanan kas gerginlikleri anksiyete bozukluğu ile bağlantılı olabilir. Kaygı durumunda sempatik sinir sistemi (SNS) aşırı uyarılır ve vücut “savaş ya da kaç” moduna girip tetikte bekler. Farkında olmadan kendimizi kaslarımızı gerginleştirerek mücadeleye hazırlar ya da korumaya alırız. Anksiyete bozukluğu söz konusu olduğunda kişi tehlike içermeyen durumlarda da sinir sistemini boş yere uyarır ve bu nedenle öellikle boyun, omuz ve sırt kasları hep gergin olur.

 

Kronik Hazımsızlık

Endişe zihinde başlar ve sindirim problemleri gibi fiziksel belirtiler aracılığıyla vücudumuzun her yerine seyahat eder. Bağırsak psikolojik strese duyarlı bir organdır. Stres bağırsak sorunlarına yol açtığı gibi bağırsak sorunları da insanı daha kaygılı bir hale getirir. Bu nedenle kronik hazımsızlık sorunu bazen anksiyete belirtisidir.

 

Uyku Sorunları

Kimi insan uyumamak için kendini zor tutarken, kimi insan zar zor uykuya dalar. Eğer siz uyumakta zorlananlardansanız, muhtemelen yatakta uzanırken kendinizi para vb. bazı spesifik problemlerle ilgili kaygılı ve rahatsız hissederken buluyorsunuzdur. Anksiyete bozukluğu olanlar kendilerini bırakıp uykuya dalmakta zorlanabilirler. Çünkü bir şeyi düşünmeyi unuturlarsa her şeyin bozulacağından korkarlar.

 

Eğer anksiyete bozukluğunuz olduğunu düşünüyorsanız, bir psikoloğa danışıp terapi alabilirsiniz. Ayrıca bu bozukluğa sahipseniz mutlaka dengeli beslenmeli, egzersiz yapmalı ve açık havada vakit geçirmelisiniz.

 

Kaynak: link

 

Şunlara da bir göz atın:

Anksiyeteyi Azaltmanın 7 Basit Yolu

Sosyal Kaygı Bu Pratik Yolla Çözülebilir

Stresten Arınmanızı Sağlayacak Bir Nefes Tekniği

Aşırı Düşünmeyi Bırakmanın 7 Etkili Yolu

  • 12
    Shares

Leave a Reply